SON DAKIKA HABER
Giriş Formu
Ziyaretci Sayisi







![]() | Bugün | 5 |
![]() | Dün | 67 |
![]() | Bu Hafta | 5 |
![]() | Bu AY | 332 |
![]() | TÜMÜ | 126707 |
Istatistik
Üyeler : 217İçerik : 42
Web Bağlantıları : 6
İçerik Tıklama Görünümü : 24265
| Köse Yazarlarimiz |
|
|
|
| Webmaster tarafından yazıldı | |
| Salı, 03 Mart 2009 09:52 | |
|
Türkiyeden Seçim geçti Türkiyede son gördüğüm seçimin üzererinden 30 geçmiş. Geçtiğimiz 29 mart seçimlerini izlemek için bir imkan doğdu bende bu vesile ile Antalya’ya gittim ve 29 mart yerel seçimlerini, öncesini ve sonrası görme fırsatım oldu.Değerli okurlarım 30 yılda fazla bir şeyin değişmediğini gördüm. Antalya sokaklarında 10 tane tir kamyonu geziyordu. Bu tir kamyolarının kasaları partilerin büyük amblemlerinin yanında kocaman bir pati lideri resmi ve sloganını taşıyordu Düşünün bir kere Antalya trafiğinde fazladan 10 tane uzun araç amaçsız bir şekilde dolaşıyor mazot harcıyor ve çevreyi kirletiyor aynı zamanda trafiği felç ediyor. Benim bunu analamam çok zor.Birde üzerinde büyük ses cihazları bulunan arabalar sokak sokak dolaşıp seçilirseler o şehir için neler yapacaklarını anlatıyorlar. Anlatıyorlar anlatmasınada dinleyen kimse yok. Çünkü herkes bir şekilde geçen arabaların çıkardıkları yarısı anlaşılamayan seslerden bıkmış. Sorduk neden böyle yapıyorsunuz dedik? Onlarda bizi patilerinin merkezlerine gelen bir telefonu dinlettiler ( efendim partimizin aracı ne zaman bizim sokaktan gecek) diyordu telefonun öbür ucundakiki kısı. Yani partisinin aracının kapısının önünden geçmesi önün için aynı zamanda bir güç gösterisi olduğunu gördük. Sokaklardaki bayrak süslemeleri ise ayrı bir çevre kirliliği faciası. Antalyanın tüm uzun cadde ve sokaklarından seçime katılan her partinin bayrağı vardı. Hangi bayrak hangi patinin olduğnu ise ben anlamakta güçlük çektim. Bu kadar israf olamaz dedim kendi kedime. Hem ise yaramıyor hemde çevreyi kirletiyor. Kampanya boyunca şehirleri yönetecek kişileden çok pati liderlerinin kısır çekişmeleri bence bu seçime damgasını vurdu. Büyük şehirleri yönetmeye aday olan kişiler liderlerinin yanında ya hiç konuşma fırsatı bulamadılar yada sadece bir selamlama konuşması yapabildiler. Yani 30 yılda fazla değişen bir şey yok. Değişen bazı partilerin isimleri ve liderleri. Bazı partiler ise onu bile başaramamış. Saygı ve selamlarımla Zeki Baran Dünya kadınlar günü Saygı değer okurlarım, Bu gün sizlere geç te olsa dünya kadınlar günü hakkında yazmak isitıyorum. 1908 yılında Amerikada çalışan kadınların eşit hak talebi ile başlatıkları eylem, 1978 yılında birleşmiş milletler tarafından dünya kadınlar günü olarak Kabul edildi. O gün bu gündür 8 mart dünyada kadınlar günü olarak kutlanır. Peki ne değişti. Görülen o ki fazla bir şeyin değişmediği. Eğer kendi toplumumuza bakacak olursak. Bizm dinimize göre çenet kadınlainarın ayaklarının altında. Ama verdğimiz önem ne kadar? Yine bizim toplumumuzda kadının adı yok. Onlar hep birilerinin namusudur. Bu yüzden gerekirse öldürülürler. Onları dövmek ise erkekliğin sanındandır. Toplumun yüzde elliden fazlasını oluşturmalarına ramen politikadada adları yok. Şuandaki Türkiye Büyük Millet Meclisı’’in sadece yüzde besi kadınlardan oluşmaktadır. Herkes herşeylerini malzeme yapar. Reklamcılar kandinsi görünümlerini, politikacılar baş örtülerini ve çarşaflarını malzeme yapar. Kısacası her şeye ramen toplumun yarısından fazlasını oluşturan kadınlarımız olması gereken yerde değiller.Bunun analamı şu : Mücadeleye devam. 1908 yılındaki fabrika işçisi kadınların başlatıkları eşit haklar mücadelesi bu günde hala gündemde. Dünyanın çeşitli yerlerinde kadınlara uygulanan zulüm ve baskı sürmektedir. Bunada sözüm ona saygı değer inşlar canak tutmaktadır. Zülme boyun eğilmemeli. Dünya kadınlar günü dolayışı ile Vatikandan yapılan açıklama ise tamamen bir Hıristiyan ihtirafı gibi idi. Çamaşır makinasının icat edilmesi eşit haklar mücadelesinden daha önemli dendi. Bu bir başka açıdan bakıldığında Hıristiyaların kadına ne kadar önem verdiklerinin bir göstergesidir. Öte yandan avrupada faliyet gösteren bazı Hıristiyan siyasi partilere kadınlar üye olamamaktadır. Saygı değer okurlarım kadınlar toplumumuzun temel taşkları. Oların girdiği yere sevgi ve saygı girer. Bu yüzüden toplumun her katmanında yerlerini almaları gerekir. Eğer kadınlarımızı hak ettiği yere gelirlerse bu isten yine biz erkekler kazançlı çıkarız. Selam ve saygılarımla Zeki Baran
Vücudumuz avrupada kafamız Türkiyede Anakara anlsaması yapılalı tam 45 yıl oldu. Bir kaç yıllığına Avrupaya gelenlerin büyük bir bölümü ne yazıkki uçakların kargo bölümünde bir sandığın içinde dönmek zorunda kaldılar. Çünkü ne anavatandandaki gelişmeler dönmeye imkan verdi ne de avrupadaki gelişmeler. Dahası her 10 yılda Türkiyeden birileri geldi bu garibanların biriktirdikleri paraları Türkiye, götürerek orada çarçur ettiler. İlk gelenler belediye başkanları idi. Onlar fabrikarlar yapıp güya geri dönüşü sağlayacaklardı. Kendi memleketimizde olan bazı girişimleri söylemek gerekirse : Çayıralan’da süt sanayı, sadece yeri tahsis edildi ama hiç faliyete geçmedi. Candır’da ay çiçek yağ fabrikası. 70 li yıllarda faliyete geçti epey bir zaman çalıştı fakat yenileme çalışmaları yapılmadğı için şimdi atıl durumda. Yibitaş çimentento fabrikası hala çalışmakta fakat ortaklarına hiç bir zaman bir katkı sağlamadı. Bu tür örnekleri Türkiyenin çeşitli yerlerinde görmek mümkün. Sonuç ihtibari ile yapılan yanlış yatırımlardan dolayı beklenen netice alınamadı. Daha sonra bankerler geldi.Bankerler Avrupadaki Türkeri zeğin edeceklerdi. Onların topladığı paralarda enflasyona yenik düştü ve avrupadıki türler birdaha daha kayıp etti. Birde koparatifler geldi sizleri ucuz bir şekilde ev sahibi yapacağız diye. Bunlarda milleti kandırıp birikimlerini çarçur ettikten sonra En son yeşil sermaye geldi. Bu holdigler bu milleti öyle bir çarptiki Avrupda bunlara para kaptıranların büyük bir bölümü daha 20 yıl girdikleri o borcun altından kalkamıyacaklar. Çünkü bunlara para vermek için milletin büyük bölümü bankalardan borç çektiler. Bunlara para kaptıranlar arasınd kalp kirizi geçireler ve intihar edenler dahi var. Bunların her biri birer kitap konusu veya üniversitelerde araştırma tezi konusu dahi olur. Onlar çarpmaktan Avrupadki Türkerde çarpılmkatan usanmadı. Benim nacizhane çirkardığım ders ise artık üslanalım ve ya vücudumuzun olduğu yerde yada kafamızın olduğu yerde olalım. Bunu yapabilirsek kontrol bizde olur ve hataları en aza indiririz. Selam ve Saygılarımla, Zeki Baran
|
|
| Son Güncelleme: Salı, 28 Nisan 2009 22:34 |









Bu sayfada Köseyazarlarimizin gönderdigi yazilar yayinlanacaktir.....